01 Haziran 2009 Pazartesi

ara

bugün 1 hazirandı. yaz geldi resmen. tatil zamanı olmasına rağmen en sevmediğim mevsim. garibim evet. hem yeni bir mevsimin ilk günü hem yeni bir ayın ilk günü olmasının yanında hem de haftanın ilk günü. hani böyle bir şeye başlamak için pazartesini, aybaşlarını bekleyen benim gibi takıntılı insanlar vardır. tam bize göre bir gün. ben hiç bir şeye başlamayacaktım o ayrı.

bugün de ne çok olay oldu diye devam edecektim, konuya giremedim. rio'dan paris'e giden 228 kişi taşıyan air france uçağı kaybolmuş. radardan aniden kaybolduğu için düşmemiş de havada patlamış olma olasılığı daha yüksekmiş. inşallah okyanusa tek parça inebilmiştir.

iett otobüslere zam yapmış. hiç de 1 haziranda zam yapacağız falan diye duyurmadan pat diye yaptılar. bravo. daha 3 gün önce düşünmüştüm, hani bu şöferler akbili olmayana 1.5 ytl'ye akbil veriyo ya, ne güzel küsüratsız dediydim. bi zam gelse bilet 1,5 ytl olcak bunlar mecbur küsürlü satcaklar, nolcak, para üstünü nası vercekler otobüs sürerken. evet böyle şeyler düşünüyorum boş zamanlarımda. bu arada öğrenci akbiline zam gelmemiş hayret.

kadir topbaş büyükdere caddesi'nin zincirlikuyu'dan 4.levent'e kadar olan bölümünü champs elysees gibi yapacakmış. yollarını yer altına yapıp, üstü trafiğe kapatcakmış. ahahaha ben buna gülüyorum cidden. yahu ben kendimi bildim bileli orayı da biliyorum. son 9 yıldır da hergün ordan geçiyorum. 1 gün trafiksiz olduğunu görmedim. ben gideceğim her yere geç kalıyorsam en büyük sebeplerinden biri de orasıdır. ordaki trafiğin çözülmesi için de en ufak bir girişimde bulunulmadı. şimdi orada bi inşaata başlansa ne olur hali tahmin bile edemiyorum. bi metronun uzaması bile yıllardır devam ederken, 3 şerit gidiş 3 şerit geliş olan yolun tüneli kaç yıl sürer o da ayrı bi konu. kaldı ki o aşşağıdan metro geçiyo, yol nerden geçecek? nerden tutsam elimde kalıyo.

federer nadal'ın elendiği roland gorros'da yıllardır aradığı fırsatı bulmuşken az daha bu fırsatı tepiyordu. tommy haas'ın setlerde 2-0 öne geçtiği maçı çevirerek 3-2'ye getirdi. bu adam kazansın artık bu turnuvayı.

formula 1'de şaka maka button şampiyonluğa gidiyor. başta destekliyordum da sonra ben de sıkıldım. diğer arabalarla bu kadar fark olunca işin esprisi kalmadı. ulan alonso düzgün takımda olacaktı kiii. neyse. barrichello'nun da ne kadar dandik bi pilot olduğu bir kere daha kanıtlandı. button'la aynı arabayı kullanmasına rağmen çok ciddi farklar yemekte. red bull arabayı geliştirse de vettel'i görsek biraz, belki button'ı zorlar. her ne kadar ferriri'yi sevmesem de raikonen'i severim. ferrari arabayı düzeltirse onu da desteklerim. kendi takımım mclaren'den öyle soğudum ki önceki yıl olanlar yüzünden bu durumda bile onları desteklemiyorum. zamanla belki. türkiye gp de bu hafta. hadi bakalım, güzel olur inşallah.

futboldan da soğudum. kimi tranfer edersek edelim çok da umrumda değil. şampiyonlar ligine katılamadıktan sonra gerisi boş. şu sivas türkiyeyi rezil eder şampiyonlar liginde yorumları da bi bitsin artık. rakiplerin çok güçlü olduğu iki zor öneleme turu var önlerinde. bunları geçer de (bana göre zor) katılırlarsa varsın rezil etsinler.

seda sayan'lı pepsi reklamına değinmeden geçemeceğim. sanırım o reklamı coca-cola hazırlatıp gizlece yayınlatmış. başka mantıklı açıklama bulamıyorum.

google da wave diye yeni bir sosyal site yapmış. 1 saat 20 dakkalık videosunu izledim. yok böyle bi şey. facebook, twitter, friendfeed yalan olcak galiba. çok fena çok...

haftanın en beğenilen yazıları serisini bitiriyorum. son zamanlarda zaten takip edilmiyordu, yorum gelmiyordu. yine de ben beğendiğim yazıları paylaşmaya devam edeceğim, isteyen burdan takip etsin: http://feeds2.feedburner.com/alembeyendi

san marino oyunumda 6. sezonu da geçen hafta bitirdiydim de hikayesini yazamadım. ona da ara veriyorum. devam edicem.

yarın final haftam başlıyo. ben 2 haftadır tatil modundayım okulla ilgim kalmadı. hadi hayırlısı.

ayın 8'in de finallerim bitiyor. 14'ünde öylesine öss'ye giriyorum. kazayla tr 1. olursam başka bölüme geçerim falan diye işte :p daha önce 3 kere girdim. 3'ü de gültepe'de. bu sefer kabataş lisesi geldi :) neyse işte. blogda da hiç bahsetmedim ama 18'inde saat 6'da new york'a uçuyorum. orda 6 saat dolanıp havaalanına geliyorum. ordan st louis, missouri'ye... şikago'ya yakın biyer, oraya da bolca giderim artık. bugüne kadar bu work and travel falan karşıydım bunlara. kölelik mölelik derdim ama birden giriştim işte. 10 eylül'e kadar çalışacağım. kazanacağım para da iyi :p dönüş de 10 ekim aldım ama değiştirilebilir tarih. california taraflarını gezip new york'dan dönücem inşallah...

işte böyleeeeee. günün gelişmelerinden başlayıp, genel konularla devam edip, tatil programıyla bitirdim. blogun da en uzun postu oldu heralde. buraya kadar okuyan herkese tek tek çok teşekkür ederim. bu postla birlikte blogu nadasa bırakıyorum biraz. temmuzun sonlarına kadar bişey yazmam heralde. ondan sonra da gezi yazısı tadında yazarsam belki. yoksa normal planım döndüğümde daha bi adam akıllı blog yazmak. özellikle sinema, dizi ağırlıklı...

hadi görüşürüz. kendinize iyi bakın... resimsiz oldu bu post ama last day dream adlı 42 saniyelik şu kısa film yeter...

24 Mayıs 2009 Pazar

haftanın en güzel yazıları 11

bu hafta fazlasıyla yoğun olduğum için haftanın en güzel yazıları listem gecikti. ama merak etmeyin bu sefer 10 değil 12 yazı var :) kendimi affetirir belki bu. üstüne bir de 3'er güzel fotoğraf ve ve video var...

fotoğraflar:
bağırmayan taraftar....... - ceza yayı
böyle traftarlara can kurban :p
ibrahimoviç-tuğba-vieira - aceto balsamico
ilgiç ötesi bir fotoğraf
made in china - aceto balsamico
çince del piero

videolar:
cannes young creatives youtube viralimiz. - antifit
küresel ısınma, komik, mesaj
en keyifli kaçırış... - keyif arası
en komik kaçan goller hem de 30 tane
anlamli (commench yapti) - bobiler.örg
atatürk'ü sevmiyorum diyen kızla dalga geçilmiş. süper.

yazılar:

12. en geyik türk blogları | Top 4 - blogmania editörü
4 az olsa da geyik bloglar listesi :)

11. madde bağımlısı-5 - nevresim takımı
güzel tespitler (özellikle mecidiyeköy)

10. kirk broadfoot ve acaip sakatlıklar - chao grey
hem acaip hem komik futbolcu sakatlıkları

9. sinema tarihinin en maço 10 karakteri a.k.a. sert adamlar dans etmezler - ters ninja
adı üstünde

8. du bakali n'olecak - flying dutchman
sezonluk kombine bilet fiyatları ve bir aziz nesin hikayesi

7. bir başka taraftar çılgınlığı: exeter city fc - flying dutchman
klübü satın alıp başarıya ulaştıran traftarlar

6. lizbon - flying dutchman
lizbon'u anlatan bi gezi yazısı

5. lyrebird - flying dutchman
ben böyle hayvan görmedim. her sesi taklit edebilen bir kuş

4. kovulanlar mangası - flying dutchman
türkiye'den kovulup da başarılı olan teknik direktörler


3. ben luis figo - aceto balsamico
aceto figo'nun ağzından kariyerini anlatmış. çok keyifli bir yazı


2. ben! - yaklaş biraz
karalamaca kendi ağzından hayatını anlatmış. bu kadar güzel anlatılabilirdi.


1. istanbul'un ölmeden önce görülmesi gereken 10 metaforu - flying dutchman
muhteşem bir liste. ben seçsem synen bunları seçerdim. 9'unu gördüm bunlardan. tek eksik hakan sineması. onun yerine emek ve rexx gibi efsaneleri gördük :)

18 Mayıs 2009 Pazartesi

san marino s05

grupların ilk maçlarına güzel başlamak hakkaten gelenek oldu. artık rakip de farketmiyor. bu sefer kurban isveçti. isveçin tehlikeli ataklarıyla dolu maçta benim de 3-4 net pozisyonum oldu. değerlendirmesini de bilince sonuç 1-1 oldu. sezonun ilk yarısında bu maçtan başka bi norveç ve bi estonya maçımız vardı. norveç'e zevksiz bi maçta 2-0 yenildik. estonya'yla maçımız deplasmandaydı. ezeli rakibimiz oldular artık. maçın ilk dakkalarında 2 gol bulmalarıyla çok şanssız bir maç oldu. 3-2 yenildik. ama intikam soğuk yenen bir yemekti :)

ligi geçen sezon 9. bitirdik. bu sefer 2-3 takviyeyle rahat play-off oynayacağımı düşünüyordüm. ama play-off'a kalsam bu sefer gerçekten şansım sıfırdı. rakipler livorno, empoli, chievo, reggina, parma, lecce gibi takımlar olabilirdi... lige beklediğim gibi başladım. 3. - 4. sıralardaydık.

burda bi parantez açmam gerek. bu alt liglerde şöyle bi sorun var. oyuncular 2 yıldan fazla süreli kontratları reddediyorlar genelde. bi oyuncuyu alıyorum ilk sene iyi oynayıp az biraz gelişirse sezon sonu yeni kontrat verince kabul etmiyor. bi sonraki sezon da parasız ayrılıyorlar. tahmin edeceğiniz gibi genelde de en iyi oyuncular oluyo bunlar. zaten mutsuz da oluyor, daha büyük klübe gitmek istiyoz diye tutturuyolar. neyse işte ben de sinirlendim bu adamlara. nasılsa sezon sonu beleş gitceksiniz, şimdiden satayım da devre arası gidin klüp de para kazansın, kimsiniz lan siz diye düşündüm. en iyi 6 adamımın 4'ünü böyle sattım.

buraya kadar her şey normal. ama bundan sonra artık oyuncular satıldı diye rahatladı mı bilmiyorum, sıkı durun, tam 14 maç yenilmedim ve 2.lik koltuğuna oturdum. yenilmedikçe ulan bu adamlar gidince napcam ben, bozulcak güzelim takım, güle güle serie a diye söylenmeye başladım ben. ve devre arası geldi çattı. sonraki 12 maçta 7 berabirlik 2 yenilgi aldık... böyle olmasın diye devre arısında sattığım adamlardan gelen paralarla bulabildiğim iyi adamları topladım ama o eski havayı yakalamadık işte. elimin tersiyle itmiş oldum serie a'yı. zar zor 6. olduk.

milli takıma dönelim. sezonun ikinci yarısı heyecanla beklediğim arnavutluk maçı vardı deplasmanda. beklediğime değdi. resimde görceğiniz gibi çok heyecanlı maçı hakederek kazandık. sonrasında deplasmanda ingiltere maçı vardı. bi önceki ingiltere deplasmanında 9 yemiştik. bu sefer son 40 dakkasını 10 kişi geçirmemize rağmen goller 4'te kaldı. gelişme var. norveç bu sefer de kendi evinde 2-0 yendi. norveç ters geldi anlayacağınız :) 6. sezonun başında yaptığım estonya, isveç, ingiltere ve arnavutluk maçlarıyla (ama ne maçlar) grupları tamamladım. o maçlar da bi dahaki postun konusu...

paly-off'da livorno geldi. o maçlara ümitsiz çıktım. nası anlatsam bilemiyorum. ilk maç evimde, 1-0 önde götürürken son dakika 1-1 oldu. deplasmanda ise 25. dakka 10 kişi kalmamıza rağmen hep biz saldırdık 1-1 bitti yine. bu tip eşitliklerde ligi üstte bitiren tur atladığı için elendim. sonra livorno lecce'ye de deplasmanda 4 atıp serie a'ya yükseldi. satmasaydım o adamları ben yükselcektim. onlardan gelen paradan daha çoğu gelcekti belki serie a'da tv geliri falan olarak...

transfer sezonunda bolca adam aldım. gelişmeyen san marinoluları sattım. çoğunu da seire b klüpleri aldı. yani hala iyi bir ligde iyi klüplerde olucaklar. çok genç olup kiralık verdiklerimi saymazsak 7-8 san marinolu kaldı. ve yine bu sezonda yeni çıkan san marinolular çok dandikti. 3 sezondur adam gibi adam çıkmadı. yabancı olarak hep gelecek vaadeden genç alırdım. bu sefer gençlerin yanına arsenal'in arshavin'i misali 2-3 tecrebeli isim ekledim. seneye iddialıyız. belki bu sezon yükselseydim hemen düşecektim ama şimdi daha sağlam giderim...

önceki sezonları okumak için buraya tıklayın

17 Mayıs 2009 Pazar

dizi günlüğü

bir eurovision'u daha geride bıraktık :) ben demiştim desem mi?? beklediğim gibi farkla kazandı norveç'li. demek ki güzel şarkıyla kazanılıyomuş. öyle bacak göstericez, etnik olucaz diye kasmaya gerek yokmuş.

prison break yapımcıları bu sözüm size. keşke bu diziyi hiç yapmasaydınız da böyle bi efsanenin böyle bittiğini görmeseydik. -ilerisi spoiler- final bölümleri gereksiz uzun olmuştu. çok da iyi değildi. paul geldi her şeyi çözdü, oldu canım. hadi neyse de o son neydi öyle. olum manyak mısınız siz lan. niye öldürdünüz adamı. bu kadar gereksiz bi şey görmedim ben. bak sinirlendim. hadi 1. sezonda bitirmediniz bari 2. sezonda bitirseydiniz. olaylar az çok bağlanmıştı, paraları da olmuştu. -spoiler biter- yine de t-bag, abruzzi, mahone ve sucre gibi müthiş karekterleri süper oyunculuklarla izledik...
lost'ta sezon finali yaptı. -burası komple spoiler- bölüm genel olarak güzeldi, heycanlıydı ama final çok kötüydü, türk dizileri gibi bombayı patlat bitir. olmadı cık cık cık. ayrıca bütün olayları kız meselesine indirgediler yuh artık. zaten sıkıldım habire jack - kate - juilet - saywer dörtlüsünün aşk ikilemlerinden... bi claire vardı noldu ona.

izlediğin en mükemmel dizi battlestar galactica'nın spinoff'u caprica'nın da pilot bölümünü izledim. nasıl olursa olsun bsg'nin yerini tutmaz diyordum ama fena değil açıkcası. yine de tutmaz da beklediğim gibi kötü değil. işte öyle bir şey, hala net bi fikrim yok. 2010'da başlayacakmış. merakla bekliyorum.

chuck'ın harika 2. sezon finalinin ardından 2 hafta geçti. hala bi açıklama yok devam edip etmeyeceği hakkında. nbc be clever or i will take your mind. zaten abc pushing daisies gibi inanılmaz bi diziyi yayından kaldırdı. bütün kanallar ayağını denk alsın...

heroes hakkında hiçbir şey demiyorum. onu düşününce prison break yapımcılarına olan sinirim kayboldu. adını kırmızıya bile boyamıyorum lan.

bi eurovision bi maç gibi canlı yayınlar olmadıkça televizyon izlemiyorum normalde ama geçen canım ailem'i gördüm yine 15-20dk izledim. sanırım şuan yayınlanan en iyi türk dizisi. onu da bi ara baştan izlemeye başlayacağım.

hadi bakalım...

15 Mayıs 2009 Cuma

haftanın en güzel yazıları 10

geçen haftaki bereket yoktu bu hafta. yine de iyi yazılar var. biraz futbol ağırlıklı oldu liste:

8. türkiye'nin logoları - meyve-sebzeciler - flying dutchman
klüp logolarındaki simgeler

7. yanılmışım! - extensor
semih şentürk analizi

6. futbolun filozofları - çoban salata
futbol aforizmaları

5. gelmiş geçmiş en korkunç 10 film - ters ninja
korku filmleri top 10u

4. çekme kaset: yol şarkıları - flying dutchman
yol şarkıları kaseti


3. eurovision mangası - flying dutchman
gelmiş geçmiş en güzel 10 eurovision şarkısı


2. top 10 yolunu kaybetmiş lejyoner - flying dutchman
türkiye'ye sessiz sedasız gelip gitmiş en kariyerli futbolcular


1. karisik pizza.! - borges
mehmet demirkol ekseninde spor medyası ve galatasaray analizi

14 Mayıs 2009 Perşembe

san marino s04

bu sezon pek önemli bir şey olmadı. sezonun başlarında oynadığım milli maçları 3. sezon içerisinde yazdım zaten. klüp takımıyla da serie b'ye yeni yükselmiştim. çok para verdikleri için 2-3 yabancı futbolcu daha aldım. yabancılar san marinolulardan çok daha kaliteliyse alıyorum.
medya tahmini 22.likti yani sonunculuk. çok kötü başladım lige. ama sonra toparladım. play-off potasına bile girdim ama toplam 4-5 hafta ilk6 içinde kalabildim. zaten ilk6'da bitirsem bile işim zor, rakipler çok güçlü.
sonuçta beklediğimden iyi bir yerde bitirdik ligi. 9. olduk. serie c1e çıktığım ilk sezon 13. olduğum düşünülürse hiç fena değil. çünkü hala o kadro bu takımın temelini oluşturuyor. son sene iyi san marinolu da çıkmadı zaten :)5. sezon yeni eleme grubu yeni heyacan var. rakipleri tekrar hatırlatayım:
ingiltere, isveç, norveç, estonya ve arnavutluk...

12 Mayıs 2009 Salı

how to pose like this

10 Mayıs 2009 Pazar

san marino s03

  • grupların ilk maçlarına güzel başlama geleneğini sürdürdüm. hem de nasıl...

  • bu resmin öncesine sezon başına gidelim. 2. sezonumda milli takım orta sahasını yeni çıkan oyuncularla yenilemiştim. bu sezonun başında da milli takım düzeyinde bir sağ bek, bir sol bek, bir stoper çıkması tam eksiklerimi kapattı. diğer mevkilerde çıkan oyuncular dandikti. 21 yaşın altında tek tük futbolcu kalmıştı artık hem milli takımda hem klüpte...

  • lige fena başlamadım. ilk haftalar hemen üst sıralara yerleştim. ama önem verdiğim kupalardan yine hemen elendim. daha ligin ilk haftalarıyken milli maçlar da başladı. ilk maç üstte gördüğünüz gibi tarihi bir maç oldu. letonya'ya 5 attık. şu pozisyon geçsinde defansa çekileyim dediğim her pozisyon gol oldu. :) 2 yıldır galibiyet yüzü görmeyen bir millete de ilk galibiyet için böylesi yakışırdı. sonraki maç estonya ile yine evimdeydi. hep ben bastırdım. 70. dakika 1-0 öndeyken penaltı kaçırdım. sonuç 1-1. maalesef 2. galibiyeti elimizin tersiyle ittim.

  • sonrası da bundan farklı değildi. gerçekten çok şanssızdım. ya da gücümüz bu kadardı. her maç 70lere kadar gol yemeden veya 1-1 getirip sonra tek farklı mağlubiyetle ayrıldık. rakip ermenistan da olsa slovenya da olsa isveç de olsa. ingiltereyi ayrı tutuyorum. +51 averaj yapmış takım nihayetinde :)

  • hele şu son isviçre maçı yine 70e kadar 0-0. maç dengede. canlı puan durumuna baktım 6.yım bi gol daha atsam ermenistan'ı da geçiyorum. iyice atak oynayın dedim. sonuç hüsran. 5.liğe oynarken yine sonuncuyuz. ama bu sefer çok yaklaşmıştım.

  • dünya kupası eleme grupları belli oldu. bu sefer işim daha zor. grup 6 takımlı olduğu için dandik takım az. takımlar pek değişmedi :) yine ingiltere, isveç ve estonya var. bunlara norveç ve arnavutluk eklendi. keşke ingiltere yerine başkası gelseydi :) ama estonya iyi oldu. bu sefer yeneceğim.

  • klüp takımına ve lige dönelim. klüpte san marinolu olmayan sadece 3 oyuncum var. biri stoper, ikisi forvet. kaliteleri normal kadronun baya üstünde. san marinolu forvetim var bi tane başta milli takımı reddetmişti ama artık geliyor. onu da her maç yedekten alıyorum. ligde bu forvetler sırtladı beni ve şampiyonluk yarışı son maçlara kadar 3 takım arasında geçti. ben, rimini ve taranto.

  • rimini çok kaliteli takım. uzun zaman 1 ve 2. sırayı onla değişip durduk. biz çekişirken taranto bize yetişti ve sondan önceki maç 65er puandaydık, rimini en güçlü takım olmasına rağmen geride kalmıştı. eğer şampiyon olamazsam büyük ihtimal play-off'da beni 2 maçta da yenen rimini yine eleyecekti beni. 17. takımdan fark yiyerek yenildim ve taranto şampiyon oldu.

  • play-offlar da ilk turda rimininin sorrento'ya elenmesiyle, serie b yolundaki rakibim hiç yenilmediğim sorrento oldu. rahat geçtim ve serie b'ye çıktım. bu başarıyla birlikte bu sefer klübe gerçekten para yağdı. başta tv gelirlerinden 1.2m geldi, gerçekten çok büyük para bu klüp için. 2 ayrı sporsonluk anlaşmasından da yarım milyon daha kazandık. maaş bütçesini 2m yaptılar.

  • yeni sezona girerken, yeni çıkacak san marinoluları heyacanla bekledim; her sene 3-4 adam milli takıma yükseldi bu gelenlerden diye. ama o kalitede tek bir adam bile çıkmadı. ben de klübe 3 yabancı takviyesi yaptım. şuan 4. sezonumun ortalarındayım. gelişmelerle karşınızda olamaya devam edeceğim :)

09 Mayıs 2009 Cumartesi

haftanın en güzel yazıları 9

bu hafta blogları pek okuyamamıştım. bisürü yazı birikmişti. dün hepsini okudum. bu hafta oldukça bereketli geçmiş. şampiyonlar ligi maçları sayesinde futbol bloglarında baya yazı yazılmış doğal olarak. ben bi hafta okumadım ya olay olmasa şaşardım zaten.

flying dutchman'de ilgiyle takip ettiğim joe yalanmış meğer. herkesi kandırmış
bkz: joe jonese atesdağlı'nın yalan dünyası

siminya da yalan olmakla suçlandığından onunla ilgili bir yazı yazmış
bkz: hayal ürünü bir yazar, kendini nasıl bitirir?

nickfallin'den mutlu bi haber var. tebrik ediyorum
bkz: gökten üç elma düşmüş, biri yerden sekmiş...

ilginç bir chelsea barcelona maçı izledik. herkes (içimizdeki katalanlar) aynı şeyleri yazmışken en doğru düzgün yazı flying dutchman'dan geldi.
bkz: hakedeni olmayan bir maç


listeye geçelim artık. bu hafta yazılar birbirinden güzel. sıralamak zor oldu gerçekten:

10. halil ibrahim - serbest nesirler
halil ibrahim bereketi deyişinin hikayesi

9. anneler günü mangası - flying dutchman
annelerle izlenecek filmler. annem the green mile hayranıdır. o da benim eklentim olsun

8. bu gerdek gerçekleşemez! - siminya

7. ferruccio lamborghini - bir ipte 2 canbaz...
lamborghini vs ferrari

6. en güzel 5 türk cover - ytrumnoua

5. bir kutu çikolata - 3 - lordlar kamarası
en acısından

4. top 10 öss klişesi - flying dutchman



3. hayat ve insan - çalımsız gol


2. amacımız deplasmandan puansız dönmek - flying dutchman
bu yazıda linki verilen barbados geçilmez yazısını da mutlaka okuyun.


1. büyüdüğümde.. - siminya