28 Şubat 2010 Pazar

tv on the radio - wolf like me

Hiç yorum yok:

bir başka indie rock grubu tv on the radio ile devam ediyoruz. 2006 yılından bir şarkıları wolf like me

26 Şubat 2010 Cuma

arcade fire - neighborhood #3 (power out)

Hiç yorum yok:

arcade fire ve 2005 yılından devam ediyoruz. neighborhood #3 (power out)

24 Şubat 2010 Çarşamba

the arcade fire - rebellion (lies)

Hiç yorum yok:

kanadalı indie rock grubu arcade fire'ın 2005 yılından bir şarkısı rebellion

22 Şubat 2010 Pazartesi

bob dylan - things have changed

Hiç yorum yok:

2000 yılından oskarlı bir şarkı things have changed. wonder boys filmi için yapılan şarkı 2001 yılında en iyi şarkı oskarını bob dylan'a kazandırmıştır.

18 Şubat 2010 Perşembe

the avalanches - frontier psychiatrist

Hiç yorum yok:

2000'den değişik bir şarkı. klibi için youtube yorumlarında best video ever demişler. onu bilmem de en absürd klip diyebilirim. bu müziğin türü plunderphonics imiş. şarkılardan alınan sample'ların birleştirilmesiyle yapılıyormuş. bence şarkının türü trip-hop'a yakın. avustralya'lı grup the avalanches'den frontier psychiatrist...

oscar töreninden önce izlenmesi gereken 25 film

Hiç yorum yok:
puanlama:
önemli dallar (film, yönetmen, oyuncu, senaryo vs.) 5 puan
orta önemde dallar (kurgu, sinematografi, sanat yönetimi, müzik vs.) 3 puan
önemsiz dallar (ses, makyaj, kostüm, şarkı vs..) 1 puan
bu filmler dışında the cove belgeselini ve yabancı film adaylarını da izlemenizi öneririm.

tik tok kesha parody

Hiç yorum yok:

13 Şubat 2010 Cumartesi

district 9

1 yorum:

en iyi film, en iyi senaryo gibi önemli dallar dahil dört dalda oskar adayı. imdb top250'ye 30'lu sıralardan girmişti. şimdi 111. ilk ortaya çıktığında herkes hasta olmuştu. büyük beklenti oluşturdular ama yine overrated bir film çıktı karşımıza.

overrated dedim ama film güzel, beğendim. uzaylı filmi klişelerinden uzak, değişik kamera kullanımları var, araya giren belgeselimsi sahneler güzel tat katmış, aksiyon dozu yüksek, başrol oyuncusunun ilk deneyimi olduğuna inanılmayacak kadar iyi oynuyor. uzaylı konusuna böyle değişik yaklaştıkları için mutlaka izlenmeli.

görsel efektleri de çok gerçekçi kullanmışlar. yine avatar'a sayma zamanı. avatar gibi çizgi filmsel ya da playstation oyunu gibi yaratılan atmosfer yerine district 9'da gayet yerinde kullanılmış gerçekçi görsel efektler var.
****

11 Şubat 2010 Perşembe

an education

Hiç yorum yok:

en iyi film oskar'ına aday oldu ama o kadar iyi bir film değil. konusu tam bir türk filmi. senaryo zayıf ama sinematografi çok başarılı. 60'lı yılların paris'i londra'sı güzel yansıtılmış.

son zamanlardaki favori oyuncum carey mulligan oldu. doctor who'nun efsane bölümü blink'ten sonra burada da iyi oynuyor. güzel de kız :) en iyi kadın oyuncu dalında hakettiği bu performansla aday oldu. onun için izlenebilir.
***

twitter ve friendfeed

Hiç yorum yok:
bu siteler başta bana saçma geliyordu. uzun zaman önce kaydolmuştum ama kullanmıyordum. artık çok poüler oldular. ben de artık twitter ve frienfeed'i aktif olarak kullanmaya karar verdim. sidebar'a da twitter güncelleme widgeti kondurdum. eklemek, takip etmek için:

twitter:  http://twitter.com/cubukmakarna
friendfeed: http://friendfeed.com/cubukmakarna

10 Şubat 2010 Çarşamba

morrissey - first of the gang to die

Hiç yorum yok:

müziği eğlenceli sözleri hüzünlü bir şarkı first of the gang to die. 2004 morrissey

9 Şubat 2010 Salı

invictus

Hiç yorum yok:

olabilecek en klişe konulardan birine sahip bir film. mesaj veren bir başarı hikayesi. clint eastwood sayesinde bu kadar klişe bir senaryo bile izlenebilir hale gelmiş. başarılı yönetmenlik, görüntüler, atmosfer... nelson mandela rolü morgan freeman için biçilmiş kaftan. süper oynamış adaylığı da kaptı zaten. matt damon da ona ayak uydurmuş tabii. o da kaptı bi adaylık. bu sene the informant'da daha iyi oynamıştı bence.
***

elliott smith - pretty (ugly before)

Hiç yorum yok:


2003 yılındayız. aynı zamanda filmlere yaptığı şarkılarla tanınan indie pop şarkıcısı elliott smith'in öldüğü yıl. göğsüne saplanmış bıçakla bulunan şarkıcı öldürüldü mü yoksa intihar mı etti belirlenememiş. son single'ından pretty (ugly before)


7 Şubat 2010 Pazar

(500) days of summer

2 yorum:

imdb top 250 listesine 113. sıradan girdiği ve herkes çok beğendiği için çok büyük bir beklenti oluşturdu tabii bu film. ama maalesef beklediğim gibi çıkmadı. asla kötü bir film değil ama çok fazla abartıldığını düşünüyorum. şuan 230. sıralara kadar gerilemiş, listeden de düşer yakında.

zoey deschanel fotojenik olduğu kadar ekrana da yakışıyor.  afiş çok hoşuma gitti. oyunculuklar fena değil. müzikler güzel. senaryo hoş. gülümseten sıcak bir film. bölünmüş ekran ve sinema sahnelerini orijinal olmasa da beğendim.
***

panda bear - bros

Hiç yorum yok:


saykodelik pop grubu panda bear'in 2006 yılından bros adlı şarkısı.


5 Şubat 2010 Cuma

up

2 yorum:

2009 yapımları arasında en iyi filmlerden biri. animasyonlar gittikçe daha da güzelleşiyor. zaten up en iyi film oskarına bile aday oldu. tarihte bunu başaran ikinci animasyon.

film inanılmaz güzel başlıyor. bu ilk dakikalar yüzünden olsa gerek mükemmel bir film bekletisi yaratıyor. zaten önceki yıl wall-e gibi bir şahaşer izletmiş bize pixar. ama beklediğim gibi gitmedi. belli bir yerden sonra olay tamamen maceraya döndü. tabii yine de güzeldi. güldürdü; hüzünlendirdi.

harika görüntüler yaratmışlar, müzikler de müthiş. hatta en iyi soundtrack (original score) oskarını kazanmasına kesin gözle bakıyorum. herkesin izlemesi gereken rüya gibi bir film yapmışlar.
****

camera obscura - lloyd, i'm ready to be heartbroken

Hiç yorum yok:


2006 yılından şirin ama sözleri hüzünlü bir şarkı. iskoç indie pop grubu camera obscura'dan lloyd, i'm ready to be heartbroken


3 Şubat 2010 Çarşamba

ocak ayının en güzel blog yazıları

11 yorum:
bu ay gerçekten çok sayıda güzel blog yazısı okudum. yaklaşık 40 tane yazıyı bu liste için kenara not etmişim. anca 20'ye düşürebildim. hatta bazı sıralarda iki yazı var. bu sefer yazılar hakkında kendim bir şeyler karalamak yerine, yazıların kah başından kah ortasından kah en beğendiğim yerinden alıntılar yaptım. bir değişiklik daha yapıp sonuncudan değil birinciden başlıyorum. işte bu ayın en güzel yazıları:

1. kitapçı - yorgan/döşek
yazarın bu ayki diğer bir güzel yazısı için bkz:  tesadüflerin şehri istanbul (anı)
yaşamım boyunca sevdiğim kızları, kadınları ya da her neyse artık onları kokularıyla hatırladım. mesela en eskisi elma gibi kokardı, diğeri bal badem, diğeri vanilya, diğeri çilek, en belalısı da tarçın.

2. hikayesini arayan sinema - fil uçuşu
yazarın bu ayki diğer bir güzel yazısı için bkz: kahve kokan bir yazı
televizyon dizisi estetiğinde ve mantığında, aceleye getirilmiş olduğu her halinden belli, “biz ne verirsek seyirci onu alır” düşüncesinin parlatıldığı işler sadece alan daraltmaya yarıyor. özellikle sıradan seyirci belki çekim tekniklerinden, ince oyunculuklardan anlamıyor ama konu hikayeye gelince kolay kolay “yemiyor”. türkiye’de sinema, hala hikayesini arıyor.

3. kezban'ın poposunu takip et - siminya
hala kızına kezban ismini koyanlar varmış ya, çok şaşırdım. kezban ismini özel isim değilde yaşantısından utanıp özenti hareketler yapan varoş kızlarına takılan bir aşağılama sıfatı olarak biliyordum.

4. olimpiyat efsaneleri vol. 1 - flying dutchman
yıl 1900. yer paris. kürek yarışmalarının yarı finalinde, çiftler kategorisinde hollanda takımı, dümencisi hermanus brockmann'ı sakatlığı sebebiyle kaybeder. bunun üzerine, finalde yarışacak françois brandt ve roelof klein çiftine dümencilik yapmak için bir fransız çocuğu hollanda takımına dahil edilir.

5. amfetamin kuyruğu - edebi metinler
yazarın bu ayki diğer bir güzel yazısı için bkz: kara ütopya
şimdi geçmişe baktığımda o kendini çok aşmış zanneden insanlar gibi çocukça bulmuyorum yaptıklarımı, bana yapılanları. hepimiz aşk denen amfetamin kuyusunun başında kuyruktayız.
ne kadar büyükse sana o kadar yoğun hissettiriyor. şimdiki zamandan bakıp o zaman olanları küçümsemek, o mutsuz çocuğa haksızlık gibi sanki.

6. hayatımın fon müziği hep pop oldu. ondan böyle bok gibi durdu - pucca günlük
yazarın bu ayki diğer bir güzel yazısı için bkz: beni kör kuyulara merdivensiz attın farkında değilsin
kendi kendime dedim ki bu odadan hiç dışarıya çıkmıcam. artık insanların yüzüne bakamam. benim memelerim var, ben normal biri değilim.

7. amerikan - ters meditasyon
"her şey tükendi" gibi bir şey hissedince derhal en başa dönme arzusu oluşabiliyor ya, ben de güncel dizilerden bunalıp 'muhteşem yabancı'yı izlemeye başladım. balki'yi izlerken aklıma borat geldi, borat gitti don carleone geldi, vay be dedim kendi kendime, amerika'yı amerika yapmak için tüm gezegen bir araya gelmiş sanki!

8. facebook'a feys diyen herkes, nihat doğan'la birdir nazarımda - piç güveysinden hallice
3 büyükler gibi değilim, 1 sene şampiyon olup yıllarca hasret kalamam şampiyonluğa. ankragücü gibi, bursa gibiyim, hep istikrarlı, hep ortalarda.

9. online oyunlar 3: senat için sanat? - kediler ve kitaplar
yazarın bu ayki diğer bir güzel yazısı için bkz: yeni oyun: vampire fever
serinin bu yazısı, "sanat oyunu" (art game) olma iddiasıyla yola çıkan veya başkaları tarafından bu şekilde tanımlanan, tür olarak belli kalıplara sokulamayan ilginç online oyunlardan seçtiklerimi içeriyor.

10. en anlamsız 10 türkçe şarkı sözü - madde bağımlısı
7. jest oldu / söz: mustafa sandal
“bakışlarınla sen herkesi görüyorsun”

11. tarihte dün bu vakitler vol. 11 & tarihte dün bu vakitler vol. 12 - flying dutchman
çin'de sanıldığı gibi 1,5 milyar insanın değil 1000 kişinin yaşadığı saptandı. konuyla ilgili göz altına alınan çin devlet başkanı ve ilave 98 meslek sahibi zheng li, "yıllar önce atalarımız, türklerden 'yaaa bunların hepsi birbirine benziyor, nasıl karıştırmıyorlar karılarını ehehehehe' lafını duyduğundan beri dünyayı böyle kandırıyoruz, başka türlü 'çin fena geliyor yalnız' övgülerini alamazdık" diye konuştu. (beijing, 2052)

12. top 10 sevmekten utandıran şarkı - flying dutchman
"müziğin kalitesi benim için önemli hocam, enstrüman kalitesi, sözlerin anlamı. toplumu yönlendirmeli müzik. john lennon bir devrimcidir, rock müzik dinlerken insanın içindeki isyan yükselir, mtv kuşağı öldürdü bunları". bunları söyleyen bir 80 kuşağının önüne mory kante'den yeke yeke'yi koyun. o yerli dilindeki şarkıyı ezbere söylemezse ne olayım.

13. 3 numaralı kamera açık mı? - hepimiz aynı mahallenin çocuklarıyız
2 gün sık televizyon izledikten sonra anladım ki çoğu türkün en favori filminin the truman show olması hiç de şaşırtıcı değil.

14. yenilme geleneği - masada boş bardaklar
içerde 30 yaş üstü insanlar "salla ardına bakma ay ay ay" şarkıları ile "inna - hot" melodileri ile gobekler atarken arkadaş gelip "istediğini iç bu gece bizdensiniz" dedi.. allah bir daha bana aynı piskolojiyi yaşatmasın..

15. top 10 yolcu uçağı klişesi - flying dutchman
aynı blogdan konuyla alakalı bir video için bkz: sint maarten
9-gamsız: işte uçak yolculuklarında en fazla özendiğim adam. yerine oturur oturmaz hostesten yastık isteyen, uçak daha pistte kalkışa hazırlanırken kafayı vurup uyuyan, yolculuk boyunca uyanırsa tekrar dalabilen, uyanık kalırsa da isterse uçak yarım saat süren türbülansa girsin yemeğini yemeye devam eden, nabzı normalden 1 fazla bile atmayan, sakin adam.

16. naim dilmener'den 2009'un en iyi ve en kötü albümleri - ters ninja
4-iki arada, öykü&berk
5-patron, kenan doğulu
6-karizma, mustafa sandal

17. çift pasaportlu stadyum - flying dutchman
tribünü ve futbol sahası farklı ülkelerde olan stadyum gördük mü? görmeyenler için gösterelim.

18. top 10 pahalı tablo - flying dutchman
5-dora maar au chat (pablo picasso): resimde görülen şahıs omzunda kediyle sandalyede oturan dora maar'dır ki, picasso kendisinin çok resmini çizmiştir ve ressamın sevgilisi olarak bilinir. picasso'nun bu resmi bir kubist çalışmadır.

19. avrupa'nın ilk 5 antreman tesisi - pennearabiata
sporting lisbon, academia de alcochete
portekiz kulübünün antrenman tesisleri tek kelimeyle mükemmel. dünyanın en iyilerinden biri olarak kabul ediliyor. birçok avrupa takımı da sezon öncesi hazırlık kamplarını bu tesislerde yapmak için birbirleriyle yarışıyor. burası aynı zamanda portekiz milli takımın da kamp yaptığı yer.

20. futbol takımlarının önü ve arkası - futbolmanya
cska - central army sports club
cska sofia
cska moscow
cska kyiv

2010 oscar adayları

4 yorum:

üç aşağı beş yukarı hep beklenen filmler aday oldu. hurt locker ve avatar'ın 9'ar adaylığı da beklenen şeylerdi. asıl beklenmeyen the blind side'ın en iyi film dalında adaylığıydı. gerçek bir olayı anlatması (hem de gündemde olan popüler bi konu), iyi gişe yapması ve halkın filmi çok sevmesi bu adaylığı getirdi. ayrıca bu adaylık sandra bullock'u da meryl streep karşısında bir adım öne geçirmiş oldu. tek tek dalları değirlendirmeye geçiyorum.

en iyi film:
avatar
the blind side
district 9
an education
the hurt locker
inglourious basterds
precious: based on the novel push by sapphire
a serious man
up
up in the air

hepsini izledim. üstte söylediğim gibi blind side yerine invictus'u beklemem dışında her şey normal. up tarihte en iyi filme aday olan 2.animasyon oldu. büyük başarı. the hurt locker favorim. avatar alır deniyor ama the hurt locker alacak.


en iyi aktör:
jeff bridges - crazy heart
george clooney - up in the air
colin firth - a single man
morgan freeman - invictus
jeremy renner - the hurt locker

5'te 5 tam beklenen gibi. jeff bridges daha önce 4 kere aday olup hiç ödül almamasıyla ve kariyerinin en iyi performansını gösterdi övgüleri alan bir rolle geldi. favori o.


en iyi aktrist:
sandra bullock - the blind side
helen mirren - the last station
carey mulligan - an education
gabourey sidibe - precious: based on the novel push by sapphire
meryl streep - julie & julia

yine 5'te 5 beklenenler. bu dal en çekişmeli dal. meryl streep vs sandra bullock. hani herkes meryl streep her sene oskar alıyor; sıkıldık; almasın artık diyor ya. meryl streep'in tam tamına 27 yıldır oskar almadığını; sadece 2 oskar kazandığını; 2'den fazla oskar kazanan sadece 4 oyuncu olduğunu biliyor muydunuz. ve bence sandra bullock'tan daha iyi oynamış. sandra bullock hep dandik filmlerin oyuncusu oldu ama pek çok filmini izledim ve kendisini severim. kariyerinin zirvesine çıktığı bir gerçek. onun da ödül kazanmasını isterim. tamamen 50-50 diyorum.


en iyi yardımcı erkek oyuncu:
matt damon - invictus
woody harrelson - the messenger
christopher plummer - the last station
stanley tucci - the lovely bones
christoph waltz - inglourious basterds

christoph waltz'un almasına kesin gözüyle bakılıyor. zaten yılın en iyi performansıydı.


en iyi yardımcı kadın oyuncu:
penélope cruz - nine
vera farmiga - up in the air
maggie gyllenhaal - crazy heart
anna kendrick - up in the air
mo'nique - precious: based on the novel push by sapphire

penélope'm cruz'um canım benim de aday oldu. beklemiyordum ama aday olmasını çok istiyordum. up in the air'in iki kızı da beklendiği gibi aday. ama ödül mo'nique için ayırtıldı bile.


en iyi yönetmen:
kathryn bigelow - the hurt locker
james cameron - avatar
lee daniels - precious: based on the novel push by sapphire
jason reitman - up in the air
quentin tarantino - inglourious basterds

tam beklenen 5'li yine. kathryn bigelow almasın çocuğumu keserim ha :) the hurt locker'ın en iyi filmi almasından daha yüksek ihtimal bence kathryn bigelow'un yönetmen ödülü. tarihin oskar alan ilk kadın yönetmeni geliyor.


en iyi özgün senaryo:
the hurt locker : mark boal
inglourious basterds : quentin tarantino
the messenger : oren moverman, alessandro camon
a serious man : joel coen, ethan coen
up : bob peterson, pete docter

the messenger'ı izlemedim. ben (500) days of summer'ı çok beğenmedim. onun bu dalda aday olması bekleniyordu. ama ben beklemiyordum. olmadı da. onun yerine the messenger oldu. ötekiler tam beklendiği gibi. inglorious basterds favori, the hurt locker hemen ardında, coen'leri akademi çok seviyor, up'ı herkes çok seviyor. bakalım nolcak.


en iyi uyarlama senaryo:
district 9 : neill blomkamp, terri tatchell
an education : nick hornby
in the loop : jesse armstrong, simon blackwell, armando iannucci, tony roche
precious: based on the novel push by sapphire : geoffrey fletcher
up in the air : jason reitman, sheldon turner

en en beklenmeyen aday in the loop oldu benim açımdan. filmden haberim yoktu çünkü :) beklenmiyordu da adaylığı. ödül up in the air'e gidecek kesin.


en iyi sinematografi:
avatar : mauro fiore
das weisse band - eine deutsche kindergeschichte : christian berger
harry potter and the half-blood prince : bruno delbonnel
the hurt locker : barry ackroyd
inglourious basterds : robert richardson

harry potter'ın burda ne işi var diyerek başlim buraya. the hurt locker'da sinematografi mükemmeldi. ama avatar'ın kazanması bekleniyor. ben avatar'ın en çok en iyi yönetmen ödülünü almasına karşıyım. 2. dal da burası. burada vermemeliler bence. 3. bir ihtimal daha var burda das weisse band (the white ribbon) çok değişik planlar, çekim açılar, fotoğraf karesi gibi sahneler, tüm eleştirmen ödüllerini toplamasıyla ön plana çıkıyor. ben filmi hiç beğenmedim ama sinematografisine lafım yok. inglourious basterds'da göz ardı edilemez. bence hakedini bulmak çok zor ama avatar'a vercekler sanki.


en iyi kurgu:
avatar : stephen e. rivkin, john refoua, james cameron
district 9 : julian clarke
the hurt locker : bob murawski, chris innis
inglourious basterds : sally menke
precious: based on the novel push by sapphire : joe klotz

burası tam the hurt locker vs avatar. the hurt locker alırsa ödülü, tv'yi kapatıp yatın; en iyi film ödülünü de alacak demektir. avatar alırsa bir adım öne geçti demektir.


en iyi sanat yönetimi:
avatar : rick carter, robert stromberg
the imaginarium of doctor parnassus : anastasia masaro
nine : john myhre
sherlock holmes : sarah greenwood
the young victoria : patrice vermette

inglorious basterds nerde diyorum burdan akademiye. avatar favori. bilgisayarda tasarlanmış şeylerle sanat yönetimi ödülü alacak hadi bakalım. keşke nine kazansa.


en iyi kostüm:
bright star : janet patterson
coco avant chanel : catherine leterrier
the imaginarium of doctor parnassus : monique prudhomme
nine : colleen atwood
the young victoria : sandy powell

daha önce de söyledim yine söylüyorum. bi ingiltere kraliçesinin filmi yapıp hop kostüm oskarı almasına uyuz oluyorum filmlerin ama yine olacak. keşke burda da nine alsa.


en iyi makyaj:
il divo
star trek
the young victoria

en anlamadığım dal. bence district 9 bırakın aday olmayı, ödülü almayı hakediyodu ama yok işte nedense. sylar'ı mr spock'a çeviren star trek ekibine gitsin bari ödül.


en iyi soundtrack:
avatar : james horner
fantastic mr. fox : alexandre desplat
the hurt locker : marco beltrami, buck sanders
sherlock holmes : hans zimmer
up : michael giacchino

tartışmasız up favori ve favorim. the hurt locker'ın bu dalda ne işi var anlamadım.


en iyi şarkı:
crazy heart : t-bone burnett, ryan bingham("the weary kind")
faubourg 36 : reinhardt wagner, frank thomas("loin de paname")
nine : maury yeston("take it all")
the princess and the frog : randy newman("down in new orleans")
the princess and the frog : randy newman("almost there")

the princess and the frog'u izlemedim. iyi başarı. nine'da o kadar şarkı olmasına rağmen tek şarkıyla aday. frauborg 36'yı ilk defa duydum. crazy heart alacak.


en iyi ses:
avatar
the hurt locker
star trek
up
inglourious basterds

avatar ses dallarında kazanmayı hakediyor. the hurt locker'a da ödül gelebilir burdan.


en iyi ses yönetimi:
avatar
the hurt locker
inglourious basterds
star trek
up

üstteki yorum aynen geçerli


en iyi görsel efekt:
avatar
district 9
star trek

hep beklenenler aday oldu dedik de dünyada kime sorsan bu dalda aynı 3 filmi söylerdi heralde. avatar'ın kazanacağını bilmek için müneccim olmaya gerek yok. district 9 da az bütçeyle çok güzel iş başardı.


en iyi anismasyon:
coraline
fantastic mr. fox
the princess and the frog
the secret of kells
up

up up up up up. diğerlerinden fantastic mr. fox çok övülüyo en kısa zamanda izlicem. the secret of kells'i ilk defa duydum. mary and max'i bekliyodum onun yerine.


en iyi yabancı film:
ajami : scandar copti, yaron shani(israel)
das weisse band - eine deutsche kindergeschichte : michael haneke(germany)
el secreto de sus ojos : juan josé campanella(argentina)
un prophète : jacques audiard(france)
la teta asustada : claudia llosa(peru)

güney amerika sineması 2 filmle aday oldu. bravo. el secreto de sus ojos'u izleyen hayran oluyo. merak ediyorum. un prophéte çok övgü aldı. das weisse band altın küre'yi aldı. bu dalda sürpriz yapmayı çok seviyolar. ne olur belli olmaz.


en iyi belgesel:
burma vj: reporter i et lukket land : anders østergaard
the cove : louie psihoyos
food, inc. : robert kenner
the most dangerous man in america: daniel ellsberg and the pentagon papers : judith ehrlich, rick goldsmith
which way home : rebecca cammisa

the cove'u geçen gün izledim. aksiyon filmlerinden daha heyecanlıydı yahu. ödülü almasına kesin gözle bakıyorum.


en iyi kısa animasyon:
french roast
granny o'grimm's sleeping beauty
la dama y la muerte
logorama
wallace and gromit in 'a matter of loaf and death'

pixar bu sene partly cloudy ile aday olamadı. zaten son 3-4 yıldır en kötü kısa animasyonlarıydı. la dama y la muerte hariç hepsini izledim. hepsi güzel. logorama'daki fikir süper. wallace and gromit alır bence.


en iyi kısa belgesel:
china's unnatural disaster: the tears of sichuan province
the last campaign of governor booth gardner
the last truck: closing of a gm plant
królik po berlinsku
music by prudence

izleme imkanım olmayan bu dalı her sene geçiyorum. bilmiyorum.


en iyi kısa film:
the door
istället för abrakadabra
kavi
miracle fish
the new tenants

izleme imkanım olmayan bu dalı da her sene geçiyorum. bilmiyorum.


kısa film ve kısa belgesel dalları hariç hepsini yorumladım. iki ses dalındandan da emin değilim. geriye kalan 20 dalın dördünde iki seçenek arasında seçim yapamadım. en iyi aktris, en iyi kurgu, en iyi orjinal senaryo ve en iyi yabancı film. geri kalan 16 dal hakkındaki tahminlerime güveniyorum. 3 mattan önce tüm dallardaki tahminlerimi gözden geçirip son halini yayınlamayı düşünüyorum...

2 Şubat 2010 Salı

the flaming lips - do you realize??

Hiç yorum yok:


2002 yılından bir şarkı. amerikalı indie grubu flaming lips'den do you realize??


1 Şubat 2010 Pazartesi

it's complicated

2 yorum:
keyifli bir film. yer yer güldürüyo, yer yer romantik. kadroda meryl streep, alec baldwin ve steve martin var. böyle bir kadro olmasa dikkat çeker miydi, ben izler miydim bilmiyorum. keyifli bir film ama fazlası değil.
***